Müslüman Bireylerde Kaygı, Korku, Stres Ve Güvensizlik

featured

Kozmonot Abdulahad Mohand, Afgan jeolog Isatullah Ahmed haber olmuyordu. Neden; çünkü onlar Sovyetlerde eğitim almış ‘ilerici’ kişilikler olarak tanınmaktaydılar. İslami basın-yayın o yıllarda uzaya çıkan Afganlara değil sinema ve müziği yasaklatanlara sempati duymakta onları haber yapmaktaydı. Afganistan sadece cihatçılardan ibaret bir ülkeymiş gibi davranmaktaydı. Tıpkı İslamofobikler gibi.

İslamofobinin sebebi açık ve net: “Avrupalıların İslam kültür ve medeniyeti konusundaki cahilliği, geçmişten gelen ön yargıları, ırkçı ve sömürgeci geçmişlerinin mirası”. Yani ortada bu konuda değişim yaşamaları gereken ama bunu yapma gereği duymayan bir Avrupalı var. Onun dışında bir sorun yok mu sizce..

İslami hareketleri inceleyenlerin bir Korku ve Nefret Söylemi Olarak Islamophobia: The Challenge of Pluralism in the 21th Century adıyla Oxford University Press tarafından basılmış. Yani İngilizce başlığın Türkçesiyle bir ilgisi yok. İslami yayın kuruluşları neden böyle işler yapıyorlar anlayamıyorum. Çoğulculuğa meydan okuyuş diye çevrilebilecek bir kitaba yazı gönderiyorsunuz. Sonra kitabınızın başlığı ilgili editörün ülkesinde “Bir Korku ve Nefret Söylemi Olarak İslamofobi” oluyor. Bilindiği üzere İslamofobi henüz evrensel düzeyde “nefret söylemi” olarak kabul görmüş değil, daha ziyade “Müslümanlardan duyulan korku” anlamında kullanılıyor.

Avrupa seneler boyunca Ebu Nidal, el-Fetih, Halk Cephesi, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, , gibi örgütlerin uçak kaçırma, suikast, bombalı eylemlerine sahne oldu. Hiç kimsenin aklına o senelerde ‘İslami terör’ tanımı gelmiyordu. Zira Arap milliyetçiliği ile Marksizm arasındaki bir yelpazede yer almaktaydılar. Bu hareketlere katılan militanların bazıları namazında niyazında olmasına rağmen ana hedef ve programları ‘İslami’ değildi. Doğal olarak el-Fetih eylemi ‘İslami terör’ olarak görülmüyordu. Ama bunların yerini el Kaideler, Hamaslar, IŞİD’ler alınca iş değişti. Zira bunların hedef ve programları ‘İslami’ iddiada. Bu hareketlere katılanlar da tersinden dindar olmayabilirler. Hayatında hiç namaz kılmamış IŞİD militanlarından söz edilip duruluyor. Bunun bir önemi yok hareketin programı ve hedeflerindeki iddialar bağlayıcıdır.

Kimine göre İslamofobi bir olgu değil, algı ve bundan da kötü niyetli medya sorumlu. Dünyanın her tarafında birçok şiddetli çatışma vuku bulmasına rağmen medyanın en çok dikkatini çekenler İslam aleminde olanlardır… Latin Amerika’da, Afrika’da, Asya’da milyonlarca insan çatışmalarda vahşice öldürülürken genel izlenim en kanlı çatışmaların Müslümanların topraklarında olduğudur. Soğuk Savaş devrinde gerçekten de dünyanın dört bir yanı kan gölüydü. Ama günümüzde Müslüman dünya haricinde ‘milyonlarca insanın çatışmalarda öldüğü’ hangi ülke kaldı bilmiyorum. El Salvador, Nikaragua, Guatemala gibi ülkelerde Marksist gerillalar silah bırakıp sisteme entegre oldular. Kolombiya bile son yıllarda bu kervana katıldı. Soğuk Savaş’ta kan gölüne dönen Laos, Kamboçya ve Vietnam günümüzde turizmin yükselen yeni yıldızları. Vietnam savaşını verdi ve kurtuldu. Şimdi Amerikalı gaziler eskiden savaştıkları köyleri turist olarak geziyorlar. Vietnam halkı da Doğu Asyalılara özgü olgunlukla onları misafir ediyor. El ele verip birlikte barış çağrısı yapıyorlar. Afganistan ise bir türlü esaretten kurtulamadığı gibi 40 yıldır da durulmadı. Vietnam’da savaşı hatırlayan nesil 70 yaş ortalamasında, Afganlar ise savaştan başka bir şey hatırlamıyorlar.

Barbarlar ve Medeniler tarzında İslamofobinin oluşumunun kabahati sebepsiz yere Müslümanları öteki olarak gören Batılılarmış. İslamofobinin sona ermesi için öncelikle Batılıların yanlış bakış açılarını düzeltmeleri, İslam ve Müslümanlar hakkındaki ön yargılarından kurtulmaları gerekiyor. Abdallah bin Bayyah şu sözü aktarıyor: “Dünyanın problemlerini çözebilecek en önemli değerlerden bir tanesi, çeşitliliğe saygı göstermek, onu zenginlik ve güzellik kaynağı olarak ve insan tecrübesinin temel unsuru olarak sevmektir”. Gerçi Bayyah aslında bu sözleri Batılılara değil Müslümanlara söylüyor. IŞİD’e ve benzer radikallere karşı verilen teolojik mücadelenin en önde gelen alimlerden olan Bayyah, Batı dünyasındaki önyargılardan ziyade Müslüman dünyada yaşanan felaketleri durdurmak için uğraşan biri. 2014’te ölüm riskini göze alarak IŞİD aleyhine fetva vermişti. önce sorunun çözümü için Batının Müslümanlara karşı daha itidalli olması gerektiğini söyleyip sonra ‘Bayyah da aynı fikirdedir’ diyerek bu alıntıyı yapıyor. Böylece alıntı cümle tüm taraflara değil de salt Batılılara söylenmiş gibi duruyor.

Asıl nokta çatışmaların Müslüman dünyada yoğunlaşması değil. Çatışmanın gerekçesi olarak seçilen ideoloji meselesi. Elbette savaş sadece Müslüman dünyada değil. Ruslar ile Ukraynalılar’ da savaşıyor. Ama onların savaşına dinsel söylemler yön vermiyor. Birileri ve benzer düşünenlerin sürekli örnek olarak verdikleri ETA, IRA gibi örgütler… Bunlar dini örgütler değil, ulusal örgütler. IRA’nın maksadı Katolik Kilisesince yönetilen Vatikan’a bağlı bir İrlanda değil. ‘Neden IRA eylemlerine Katolik terör denmiyor da söz konusu Müslümanlar olunca hemen İslami terör deniyor’ diye kendince bir çelişki yakaladığını zanneden İslami kültürel ve siyasal etkinliğe sahip entelektüel topluluk bunu sürekli tekrarlayıp durur, temel hatası budur. IRA militanları Katolik olabilirler, dindar da olabilirler ama örgütün program ve hedefleri, derdi başka. Tıpkı Ortadoğu’daki her silahlı hareketin de ‘İslami terör’ olarak görülmemesinde olduğu gibi.

Son on yıldır bu konuda dünya gündemini meşgul eden ve kanlı çatışmalar denilince akla gelen ülkeler belli. Afganistan, Suriye, Irak, Somali, Sudan, Yemen, Libya, Nijerya vb. Uzak Doğu’da ve Latin Amerika’da artık iç savaş falan kalmadı. Bir vakitler solcu gençlerin adlarını ezbere bildikleri Kurtuluş Cephesi örgütler FARC gibi unutulup gittiler. Çoğu zaten yasal parti oldu. Ama el-Kaide, IŞİD, en-Nusra, Boko-Haram, HAMAS, Hizbullah, Taliban ve türevlerini hayatında hiç siyaset bilmez milyonlarca adem tanımakta.

kültürel ve siyasal etkinliğe sahip entelektüel topluluk ayrıca “Müslüman dünyada iyi bir gelişme olduğunda söz edilmez. Ama kötü gelişmeler hemen haber olur” demekte. Mesela 2006’da ilk Müslüman kadın astronot Anuşe Ansari uzaya gittiğinde haber olmamış. Haber olduğunda ise bunun İslam diniyle bağı kurulmuyormuş. sosyal tabaka olarak aydınlar topluluğu bu durumu şu serzenişle özetliyor: “Her nedense Müslümanlar söz konusu olduğunda her kötü şey din sebebiyle olmaktadır ve olan her güzel şey ise başka sebeplerden kaynaklanmaktadır. İyi de bunda suç sadece Batılıların mı? Mesela 1988 yılında ilk uzaya çıkan Afgan kozmonot Abdul Ahad Mohmand Müslüman dünyada haber olabilmiş miydi? İslami medya o yıllarda Afgan mücahitlerin adını ezberletmekle meşguldü. Hikmetyar, Sayyaf, Rabbani, Şah Mesud vb hepsi ezbere bilinmekteydi. Her biriyle yüzlerce mülakat yapılıyordu, her biri idol haline getirilmişti ki bu idol arkadaşlardan biri gençliğinde kadınların yüzüne asit atarken öbürü, sinema ve fotoğraf çekmeyi yasaklamakla meşguldü. Biri Hazarlara etnik kırım uygularken, öbürü kızlara okumayı yasak etmekteydi. Biri Afganistan-Kâbil’ e füze yağdırıp 50.000 sivilin ölümüne yol açarken, öbürü solcu olduğu için kendi öz oğlunu öldüren annelere övgü düzmekteydi vb. Tüm bu figürler de bizim İslami ve sağ medyada mükemmel olarak anlatılıyordu.

Örnek çok, bildiğim kadarıyla Nobel Fizik ödülü alan ve Pakistan’ı nükleer güç yapan ilk Müslüman bilim insanı olan Muhammed Abdüsselam bağlı bulunduğu Ahmedi mezhebi resmen ‘kafir’ ilan edildiği için Pakistan’ı terk etmişti. Nobel Edebiyat Ödülü alan ilk Müslüman yazar Mısır’ lı Necib Mahfuz, Müslüman Kardeşler sempatizanı bir militan tarafından bıçaklanmıştı. Nerede başarılı bir Müslüman varsa onun karşısına dikilen bir tutucu çevre, onu şu ya da bu gerekçeyle mahkum eden bir radikal muhalefet de var gibi. Bu nedenle ‘her iyi şeye’ gözleri kapalı olanlar sadece Batılılar değil sanki…

Müslüman Bireylerde Kaygı, Korku, Stres Ve Güvensizlik

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Diyarbakır Online ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!